☼21°İSTANBUL
SON DAKİKA

16 Ekim hutbesinde insan olmanın değeri anlatıldı

Diyanet İşleri Başkanlığı, 16 Ekim 2026 Cuma günü camilerde okunacak hutbeyi yayımladı. “İnsan” başlıklı hutbede merhamet, dürüstlük, tevazu, dayanışma ve kalp kırmaktan kaçınma çağrısı yapıldı.

16 Ekim hutbesinde insan olmanın değeri anlatıldı
3 dk okuma

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye genelindeki camilerde okunmak üzere hazırlanan 16 Ekim 2026 tarihli Cuma hutbesi erişime açıldı. Bu haftaki hutbenin konusu “İnsan” olarak belirlendi. Metinde insan olmanın taşıdığı sorumluluklara dikkat çekilirken merhamet, dürüstlük, saygı, tevazu ve yardımlaşma öne çıkarıldı.

Perşembe günü yayımlanan hutbede, insanın sahip olduğu makamı, serveti, bilgiyi veya gücü başkalarına üstünlük kurmak için kullanmaması gerektiği belirtildi. Gerçek zenginliğin ihtiyaç sahiplerini gözetmek, gerçek gücün öfkeyi kontrol edebilmek, gerçek üstünlüğün ise takva sahibi olmak olduğu ifade edildi.

İnsan olarak kalabilmenin önemine vurgu

Hutbede insanın aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçim yapan ve tercihleriyle hayatına anlam kazandıran özel bir varlık olarak yaratıldığı anlatıldı. İnsan olarak dünyaya gelmenin büyük bir lütuf olduğu, ancak asıl önemli olanın hayat boyunca insan kalabilmek olduğu kaydedildi.

Allah’ın rızasını gözetmenin ve yaratılış gayesine uygun yaşamanın önemine değinilen metinde, insanın içindeki iyiliği koruması ve kötülüklere karşı dikkatli olması gerektiği aktarıldı. İnsanlığın yalnızca büyük davranışlarda değil, gündelik hayatın küçük anlarında da kendisini gösterdiği vurgulandı.

Çocuklara şefkat, büyüklere saygı çağrısı

Hutbede, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i görmeye gelen yaşlı bir adama çevresindekilerin yer açmakta ağır davranması örnek gösterildi. Bu olay üzerine Rahmet Elçisi’nin (s.a.s) şu sözleri hatırlatıldı:

“Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.”

Yaşlılara hürmet gösterenlerin hayatları boyunca saygı göreceği, çocuklara şefkatle yaklaşanların ise kalp katılığından kurtulacağı belirtildi. Anne ve babaya iyilikte bulunmanın huzur ve mutluluk getireceği; hasta ziyaretinin, yetim ve kimsesizlerle sofrayı paylaşmanın, komşulara selam vermenin toplumdaki sevgi ve dayanışmayı güçlendireceği anlatıldı.

Makam, servet ve güç üstünlük sebebi değil

Metinde, “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” sorusuna yer verilerek insanın sorumluluk sahibi olduğuna dikkat çekildi. Kişinin kendisine verilen değeri unutabildiği; makamını üstünlük, servetini övünç, bilgisini kibir ve gücünü başkalarını incitme aracı hâline getirebildiği ifade edildi.

İslam’a göre insanın değerinin dış görünüşünden, servetinden, makamından veya toplumdaki konumundan kaynaklanmadığı vurgulandı. İhtiyaç sahiplerini gözetmek, öfkeyi dizginlemek ve takva sahibi olmak gerçek değer ölçüleri olarak sıralandı.

Kırgınlıkların sona erdirilmesi istendi

Hutbede insanların dış görünüşlerine gösterdikleri özeni zaman zaman kalplerine göstermedikleri, aynada geçirdikleri süre kadar iç muhasebeye vakit ayırmadıkları belirtildi. Küçük bir sözün büyük bir kine dönüşebildiği ve kırgınlıkların yıllarca sürdürülebildiği kaydedildi.

Miras anlaşmazlıkları nedeniyle kardeşlerin birbirinden uzaklaşması, aynı safta namaz kılan komşuların selamlaşmaması ve akrabalarla bağların kesilmesi de eleştirilen davranışlar arasında gösterildi. Af ve mağfiret yolunun tercih edilmesi, aile ve komşuluk ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi istendi.

Merhamet ve dürüstlük mesajı

Hutbenin sonuç bölümünde, insan olarak doğmanın büyük bir lütuf olduğu ancak asıl meselenin ömür boyu insan kalabilmek olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Evlerde şefkatin, sokaklarda merhametin ve ticarette dürüstlüğün hâkim olması için harekete geçilmesi çağrısı yapıldı.

Bu çağrı hutbede şu ifadelerle dile getirildi:

“Hutbemizin başında ifade ettiğimiz hususu önemine binaen bir daha zikretmek istiyorum. İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Öyleyse bugünden tezi yok; evlerimize şefkati, sokaklarımıza merhameti, ticaretimize dürüstlüğü yeniden hâkim kılmak için harekete geçelim.”

Metnin devamında ise “Dilimizi gıybetten, kalbimizi kibirden arındıralım. Gücümüzü zayıflara sığınak olmak için kullanalım; sözümüzü kırılan kalpleri onarmaya adayalım.” denildi. Böyle davranıldığında dünyadaki hayatın anlam kazanacağı ve bu dünyada gösterilen merhametin ahirette sonsuz rahmete dönüşeceği ifade edildi.

Bu haber sizde ne hissettirdi?

Tepkinizi paylaşın. Seçiminizi değiştirebilirsiniz.

SIRADAKİ HABERKuyuya düşen atı AFAD ekipleri kurtardı
→

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Editörün seçtikleri

Tüm haberler →