İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından hazırlanan ön rapor, 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin, sanıldığı kadar büyük bir enerji boşalımına yol açmadığını ortaya koydu. Raporda, 1766 yılından bu yana biriken sismik gerilimin yalnızca yüzde 12’sinin bu depremle boşaldığı belirtildi. Geriye kalan yüzde 88’lik enerji ise hâlâ yerinde duruyor.
Sarsıntı 13 Saniye Sürdü, Artçılar 291’i Aştı
İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral koordinasyonundaki uzman ekip tarafından hazırlanan rapora göre, deprem yerin 13 kilometre derinliğinde ve 13 saniye boyunca etkili oldu. 26 kilometre uzaklıktaki Silivri’nin güneyinde meydana gelen bu sarsıntıyı, kısa süre içinde 291’den fazla artçı izledi. Artçılar, 40 kilometre uzunluğunda bir alana yayıldı ve kimi sarsıntılar 30 kilometre derinliğe kadar ulaştı.
Sadece 30 Santimetrelik Yer Değişimi
Depremin meydana geldiği alanda yer değiştirme miktarı yaklaşık 30 santimetreyle sınırlı kaldı. Oysa uzmanlar, bölgede 3,7 metreye yakın bir gerilme biriktiğine dikkat çekiyor. Bu durum, depremin ciddi bir enerji boşaltımına neden olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor.
En Yüksek İvme Küçükçekmece’de Ölçüldü
Deprem sırasında Marmara Bölgesi genelinde farklı ivme değerleri kaydedildi. En yüksek yer ivmesi İstanbul Küçükçekmece'de kuzey-güney yönünde 0,2 g olarak ölçüldü. Bu değeri sırasıyla Sazlıbosna Barajı (0,16 g), Marmara Ereğlisi (0,1 g) ve Arnavutköy (0,1 g) izledi. Raporda ivme değerlerinin sadece uzaklıkla değil, zemin ve topoğrafya gibi etkenlerle de bağlantılı olduğu vurgulandı.
Kumburgaz Segmentinin Küçük Bir Kısmı Kırıldı
MATAM Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak’a göre, bu deprem Kumburgaz segmentinin yalnızca 20 kilometrelik bölümünü etkiledi. Segmentin tamamı ise yaklaşık 80 kilometre uzunluğunda. Yaltırak, “Bu, büyük depremin habercisi değil ama ‘Stres boşaldı’ demek de yanlış. Fayın büyük kısmı hâlâ yerinde duruyor,” ifadeleriyle, riskin devam ettiğine dikkat çekti.
Zincirleme Depremler En Kötü Senaryo
Yaltırak, geçmiş örnekleri hatırlatarak büyük depremlerin çoğu zaman tek bir kırılmayla sınırlı kalmadığını söyledi. 1999 İzmit depreminde olduğu gibi, birden fazla fayın peş peşe kırılabildiğine değinen Yaltırak, bu tür ardışık depremlerin büyüklüğü artırdığını ve şehirlerin buna göre planlanması gerektiğini vurguladı: “7,1’lik bir senaryo değil, 7,8’e göre hazırlık yapmalıyız. Bu kadar net.”
"Bilim Uyarır, Doğa Hatırlatır"
Toplumun gerçek tehlikeyi görmezden geldiğine de değinen Yaltırak, insanların genellikle duymak istediklerine kulak verdiğini söyledi. “Gerçek şu ki doğanın keyfi yok. Unutuldukça deprem hatırlatıyor kendini,” diyen Yaltırak, bilimsel verilere göre hareket edilmesi ve kentsel dönüşümün risk analizine göre yapılması gerektiğini belirtti.